Kendini Sev, Hayat öyle garip ki, neyin ne zaman karşına çıkacağı belli değil, biraz ne istediğinle de ilgisi var bunun “HAYAT NE İSTERSEN, ONU, VERİYOR” Bu yaşanan tecrübelerle anlaşılıyor, yaşadıkça fark ediyorsun. O zaman ne istediğini bilmek önemli,ne ne ne…okurken gelecek planlaması, çocukken özlemler, ailenin hedefleri yada çizdiği yol, özenilecek ağabeyler yada ablaların meslekleri. Kendi bedenini keşfetmek, isteklerini bilmek, hissetmeye başlamak, ilgiler ilişkiler, özgürlük kavramının anlaşılması doğru yada yanlış fark etmez, kişinin kendi benliğini bulması, eğer aile tarafından fark edilmez ise daha çok el yordamıyla yapılan görülen anlaşılan denenen yanlışlar doğrular karmaşası içersinde gelişiyor, ailenin çok da fazlaca güvenmesiyle beraber kişide ben bilirim zaten yaptıklarım yanlış değil doğru olan bu yaşam tarzı keyfi eğlencesi, düşünce ile yaşanıyor…Okulla desteklenen hayatın başka bir yönünde, öğretmenlerden arkadaşlardan, topluluk etkileşmesinden, kontrolsüz bir şekilde yoğrulmaya başlanıyor.Peş peşe yaşanan ilişkiler, boyutu na göre değişik tatlar ve hazlar geleceğin alt yapısını hazırlıyor, aslında çok yanlış da değil bu.Mutlaka kontrol edilerek, özellikle aile tarafından şeklin çerçevesi çizilip, toparlanıp, yanlışların ve doğruların anlatılması gerekiyor. Ailenin her şekilde desteklemesi, maddi ihtiyaçların karşılanması, maalesef kişideki benlik gelişmesini kötü bir şekilde etkileyerek, asalak bir çocuk, genç, sürekli koltuk değneği arayışında, üretimde olmayan, sürekli tüketim yapan, marka, hava, karizma, arayışlar peşinde olan nesil yetişiyor.Ayrıca kendine güveni olmayan gençler. Yaşam ilerledikçe, sorumluluk fazlalaştıkça altında ezilmeler başlıyor.Var olan ilişkilerde karşı cinsden özellikle sahiplik efendilik bekleniyor…alt yapısı sağlam olmayan ilişkiler, üst yapıyı da zorlaştırıyor.Erkekler annesi gibi bir kadın, kadınlar babası gibi bir erkek bekliyor, pratik tam tersi bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Doğru insanı bulmak, bu sefer daha çok birilerini tanımak daha çok beraberlikler getiriyor…sürekli değişim, başka başka tenler, kafa yapıları, davranışlar, gelen gideni aratır şekline dönüşerek bu sefer, yaşanılan karmaşa öncesi sonrası kıyaslamalarla geçiyor…ve bir daha başkası onu mutlu edemeyecek-miş gibi bir duygu çöreklenmeye başlıyor…. SORUN DOĞRU INSANI BULMAKTA DOĞRU İNSAN NEREDE PEKİ ? HAYAT TECRÜBELERLE DAHA DA GÜZELLEŞECEK, KEYiF ALINDIKCA DAHA DA MUTLU EDECEK İNSANLARI, BİR ANLIK BİR AYLIK BİR YILLIK KEYİFLER ZEVKLER RAHATLATMIYOR…… HAYAT HEM UZUN,HEM KISA…… Uzun vadeli bakabilmek, işe, ilişkilere, insanlara, dünyaya doğaya, yaşadığın ülkeye, emek vermek, karşılık bulmak, sabır işi.Bir anda olacak şey değil.Bir anda olan saman alevidir, çabuk geçer….unutulur, itilen istenmeyen,ve hatta, yakında olup görülmek bile istenmeyen ve sadece, sadece biran birlikte olmak için aranılan birisi konumuna düşer insan, karşındaki için ne ifade eder ? BASİT birisi bu… Bazı kişilere göre eğlenilecek tip, evlenilecek tipler vardır, özellikle kızlar kendilerini bu hayat böyle özgürlüklerle daha güzel mantığı ile, erkeklerin aradığı eğlenecek kız pozisyonuna düşürürler. Ama kızlar evlenecek adamı, hep yakalama peşindedir, bu özgürlük uzun vadede mutsuzluğu getirecektir…toplumuzda ki bakış açısı maalesef budur…erkekler kendi aralarında kim götürecek bahsine tutuşurken, kız bu işte aradığım diye kendini kandıracaktır…Erkek evlenirken illa da bekaret kriterini arayacaktır, kız ise aranılan olmaktan öteye sürekli sorgulanacaktır, kimle,kaç kişiyle diyerek. Benim tecrübem diye başlar genç ki insan. HANGİ TECRÜBEN………SEN YAŞARKEN PLAN YAPTIN VE UYDUYSAN, HAYATA DA UYDUYSA, MUTLUYSAN HEDEF ÇİZDİN, YERİNE GETİRDİN, MUTLUSUN…..TECRÜBEN OLDU…Ama bir şekilde yaşadın keyif zevk sefa cümbüşü içersinde, sırf genç olma avantajı kullanarak, parasal sorunlarını ailene çözdürerek, böyle olması doğaldır, hangi tecrüben mutlu etti seni ? En uzun ilişkin kaç yıl sürdü, kaç tane biten ilişkindeki insanla tekrar birlikte olmak isterdin sorularını ve itiraflarını sorması gerekir insanın. Arkadaşlık, dostluk, ağabeylik babalık, annelik, çocuk, sevgili olmak kolay değil. Aile her şeyi yapmakla yükümlü çocuğuna, iyi günde ve kötü günde. Çocuk ailesine karşı sorumluluğunu bilecek, okulsa okul işse iş, yerine getirecek Sevgiliyse sevginin gücünü değerini kıymetini bilecek. Çok fazla arkadaşı olması, çıktığı olması tecrübeyi pekiştirmez ve getirmez, tam tersi mutsuzluğu getirecek... Ve hatta ; o kadar özgür olsun ki birey, sırf sevişmek için bir aradayım onunla diyebilecekse, ve arkasında durabilecekse bu tarzdır kişiliktir, bakış açısıdır,saygı duymalı…ve mutlu olmalı. Sorun denge meselesi. Varsa dinsel yönden inançla bakacak hayata. Ailenin beklentilerine, en önemlisi KENDİ BEKLENTİSİNİ tespit edecek….. okul bitti iş var arkadaşım var yok, sevdik istedik evleneceğiz, çocuk çocuklar, gezmeler, para kazanmak, KENDİME NE FAYDAM VAR BENİM diye sormalı insan…. Zaman hızla geçip gidiyor…..hayat kısa ve uzun ,kendini sev, kendine göre doğruları al, mutluluk konusunda SAĞ GÖZÜN SOL GÖZE FAYDASI YOK…..Bütün iş sende…..ama ne istediğini bilmeli insan. Daha önce verilen kararlardan vazgeçme, kararını değiştirme konusunda ; İŞTE BURNU SÜRTÜLDÜ DİYECEKLER, bunu söyleyenler ASLA SENIN DOSTUN DEĞİL, ARKADAŞIN HİÇ DEĞİL, onlarda senin keşkelerin, AT O İNSANLARI YAŞAMINDAN, çevreni yeni arkadaşlıklar bulacağım diye genişletme…. her kes farklı ağırlık verir sana… TAŞIMA BAŞKALARINI, HATTA SORUNLARINI, SANANE…… Mutsuz olduğunda yalnız kal, yalnızlığının tadını çıkar, fazlalıkları at, lazım olanları tut sadece, ayırt et, ayırt et…… Kendini sev önce, birde seni sevenleri. TEŞEKKÜRLER www.hikayeler.net
Sayfalar
Servisler